Güreş

Osmanlıda Güreş Tekkeleri

Osmanlı devletinin kuruluş yılları da dahi fütuhat dönemlerinde fethedilen her yeni yere bir tekke kurulmuş, bu tekkelerin civarında veya bünyesinde o dönemde yaygın olan tüm sporların (okçuluk, güreş ve binincilik) yapılmasına destek verilmiştir.

Osmanlıda Tekke Nedir ? Tekke – Güreş İlişkisi

Osmanlı da güreşle ilgili uğraşlar için özerk örgütler görülür. Vakıf türünde olan güreş örgütlerinin sayıları özellikle İstanbul‟un alınışından sonra inanılmayacak bir düzeye ulaşmıştır. “Tekke” adı verilen bu örgütlerin özel yönetimleri vardı. Ayrıca kapsamına okçular ve ciritçiler de alınabiliyordu. Topkapı Saray Kütüphanesinde Osmanlı güreş tekkeleri ile ilgili defterler bu konu geniş bilgi vermektedir.

“Cebi Humayün” ve “ıhsanı Sahane” gibi defterlerde çeşitli güreş turnuvaları, tekkelerin yönetimi ünlü pehlivanların adları ve kimlere kaçar kuruş aylık ödendiği yazılıdır. Osmanlı Devletinde güreş yapılan sahaların genellikle ruhsatlı olduğu ve zaman zaman bunların denetlendiği de bir gerçekti.

Pehlivan Tekkesi

Osmanlılar da pehlivanlar için de birçok pehlivan tekkesi yapılmıştır. Bursa‟nın fethini müteakip Orhan Bey‟in zevcesi Nilüfer Hatun, Bursa‟da pehlivanların güreşmesi için, Pınarbaşı Meydanını vakfeylemiştir.

Bu vakfedilen yere Osmanlılar tarafından ilk güreşçiler tekkesi yapılmıştır. Osmanlı sultanlarından I.Murat Edirne‟yi zapt edince pehlivanlar için ikinci pehlivanlar tekkesini açtırmıştır.

Burada haftada iki kere pehlivanlar güreşirlerdi. Güreşler yağışlı ve kış günlerinde bu tekke içinde, iyi havalarda, ilkbahar ve yaz günlerinde ise Edirne‟nin Namazgah ovasın da yapılırdı. Her sene Hıdırellez zamanı üç gün bütün Türk ülkelerinde gelen pehlivanlar güreşirlerdi. Evliya Çelebi‟de bu tekkeyi Seyahatnamesinde anlatmaktadır.

I. Murat zamanın da güreşçiler tekkesi miridir, yani devlet tarafından masraf edilerek yapılmıştır. Evliya Çelebi bu tekkenin yerini “ Ali Paşa Çarşısı yakınında Balık Pazarı kapısı iç yüzünde” diye tanımlıyor. Ali Paşa Çarşısının da Balık Pazarı Kapısı ile İğneciler Kapısı arasın da bulunduğunu yazıyor. Ali Paşa Çarşısı günümüz de halen çarşı olarak kullanılmaktadır. Evliya Çelebi 1653 tarihinde Sofya‟dan İstanbul‟a dönerken, gördüğü bu tekkeyi bütün ayrıntılarıyla anlatırken, bu tekkeye “ Şeyh Cemaleddin Tekkesi” denildiğini belirtmektedir.

Osmanlıların yaptırdığı üçüncü güreşçiler tekkesi İstanbul alındıktan sonra yapılan “ Pehlivan Şüca Tekkesi” dir. Fatih Sultan Mehmet zamanın da yapılmıştır. Yeri, Küçük Pazardan Unkapanı Köprüsü yönüne giden Atlama taşı caddesi üzerinde bulunuyordu. Dördüncü olarak yapılan güreşçiler tekkesi İstanbul‟da ki “ Pehlivan Demir Tekkesi” dir. Bu tekkenin de yeri su kemerlerinden Unkapanı Köprüsüne inen bulvarın üzerinde sağ taraf da bulunan Şeb-Sefa Fatma Kadın Camii‟nin güney-batı yönüne açılan bahçe kapısının karşısın da bulunuyordu.

Sultan I. Abdülhamit‟in vakfiyesinde, bu cami yapılırken güreşçiler tekkesinin bahçesinden bir kısım yer alınarak caminin avlusuna katıldığı bildiriliyor. Beşinci güreşçiler tekkesi Manisa‟da yapılmıştır. Sultan Murat sporcu olduğu gibi, sporcuyu ve güreşçileri korumaktaydı. 1455 yılın da Manisa‟da güreşçiler ve okçular için birer spor tesisi yaptırdı. Bu tekke Kurşunlu Türbe‟nin yakınındaki Müslüman mezarlığının köşesinde bulunuyordu. Bu güreşçiler tekkesinin 1551 yılın da açık olduğu sicillerden anlaşılmaktadır

Edirne’de Seyyid Cemaleddin Pehlivanlar Tekkesi’nde Seyyid Cemaleddin ve Er Sultan adlı iki pehlivanın türbesi bulunmaktadır. Bunlardan Er Sultan, Fatih Sultan Mehmed’in huzurunda bir gün içinde Uzun Hasan’ın yetmiş seçme pehlivanını yenmişti.

Edirne„nin alınmasından sonra I. Murat Hüdavendigar, İslam askerleri canlansın ve renklenmesi için bu tekkeyi gürbüz, genç, güçlü kuvvetli, yiğit ve korkusuz kahraman erler için yapmıştır, ama gerçekten de İslam askerine revnak( parlaklık-renklik) vermiştir. Hala burada olan Rumeli yiğitleri toplanıp haftada bir kere Cuma gününde bir araya gelip 70-80 çift yağ bulanmış geçmişin sahib-kıranları (hükümdarları) gibi, Rüstem gibi cesur ve güçlü, genç pehlivanlar birbirleriyle el sıkışıp el öptükten sonra koç gibi baş tokuşup gülbang-ı Mahammedi çekip muhabbet meydanında güreş tuttuklarında insan hayran kalıp, susup boynunu büker. Gerçekten de pir-i perverleri olan Hazret-i Mahmud Piryar-ı Veli’nin mübarek ruhunu yad edip bütün Müslümanlar gazileri gaza yoluna teşvik ederler.

Bu tekke zemini siyah taş gibi yağ ile bulanmış bir arbede meydanıdır. Ehil olmayan adamlar o tekkeye ayak bassa, yağ üstünde tepesi üzere gelip kendi kendine yenilir, ama iki yiğitlik meydanı sahibi yiğitler yalınayak ve gömleksiz bu meydanda iki-üç saat bu yağ üzere elbeşti ederler. Değme hal ile birbirine galip gelemeyip 360 çeşit pehlivanlık hileleri yaparlar”…“Kısacası bu yazılan güreşçi hilelerinden birini yaparak rakibinin bir yerini gafil yakalayıp ondan atıp intikam alır. Zira pehlivanlar arasında bilek gücü erliktir, ama hile yapmak erlikten erliktir. Zira atalar dilinde “Erlik on, dokuzu hile” demişler. Niceler buna sahip olmuşlar. “Beli, on; dokuzu da hiledir” demişler. Gerçekten de savaşçı olup yiğit olanlara silahşorlük ve güreşçilik çok çok gereklidir. Zira Peygamber Efendimiz’in sünnetidir ki Hazret-i Mefhar-i mevcudat, Ebu Leheb ve Ebu Cehil mel„unlar ile güreşip ikisini de aşlamadan yenip pis suratları mezbahada kan yalamış azgın köpek ağzına dönmüşler idi. Heybetli ve salabetli bir sanattır. Bu Edirne Tekkesi’nde yaz ve kış yüz çift pehlivan dervişler hazır olup Piryar-ı Veli töresi üzere idman ederler.

Bu tekke gerçi kargir kubbeler ile yapılmış değildir ama bakımlıdır. Pek çok odaları, mutfağı ve biraz bahçesi vardır. Ve meydanında geçmiş zaman pehlivanlarının demirden yayları, okları, gürzleri ve türlü türlü seçilmiş kemankeş darpları, salıkları, zerdeste ve matrakları, kırkar ellişer okka gelir camuz derilerinden yağlı kispetleri ve nice türlü pehlivan aletleri, muhabbet meydanı üzerinde asılıdır.

Şeyh Cemaleddin zamanında Edirne’deki Güreşçiler Tekkesi/Zaviyesi için Serhazin-i Enderun-ı Hümuyun (Enderun Hazinedarbaşısı) Mehmed Ağa zamanında 1 Muharrem 1167-30 Zilhicce 1169 yılları arasında üç yıllık muhasebe kaydı bilinmektedir.

Edirne’de Güreşçiler Tekkesi demekle maruf Pehlivan Cemaleddin Zaviyesi Şeyhi Ahmed oğlu Hasan Pehlivan‘ın vefatı üzerine şeyhliğin Ahıskalı İbrahim Pehlivan’a verilmiştir.16 Güreşlerde elde edilen gelirlerde zaman zaman belediye ve eğitim kurumlarına harcandığı da bilinmektedir.

Sporcu Sultanlar “ Güreşçiler Tekkesi” nden başka, “ Kemankeş Tekkeleri”, “ Cundi Tekkeleri”, “ Ok Meydanları”, “ Gök Yazıtlar” ve “ Zorhaneler” gibi spor kuruluşlarını vakıf usulüyle meydana getirmişlerdir. Bunların “ Kemankeş Tekkesi” veya “ Pehlivan Tekkesi” gibi adlar altın da vasıflandırılmaları zamanın alışkanlığı ve sonucu olup, modern spor anlayışımıza uygun bir yol üzerinde yürüyen ve sırf kendini o işe verip o işle uğraştıkları spor sahalarına konular üzerinde çalışan birer ihtisas spor kurumlarıydılar.

Bunlar bugünkü tabirle Okçuluk kulübü, Güreş kulübü, Binicilik kulübü, Stadyum ve spor salonu denilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir